gebe kalamama kisirlik tedavisi tedavi yontemi hastaneler

July 8th, 2008

syn doktor bey ben 20 yaşında 3yıllık evliyim bizim sorunumuz gebe kalamama ben doktara gittim çocuk tedavisi için ama olumlu bir sonuç alamadık şimdide yine tedaviye başlamak istiyoruz yine aynı sonucu almaktan korkuyoruz ve size gelmek istiyoruz olumlu sonuç alabilirmiyiz

Bir kısırlık araştırma merkezine başvurmanız daha doğru olur. Bütün araştırmalar aynı yerde yapılmalı ve hatta gerekirse tüp bebek uygulaması ile sonuca aynı yerde ulaşılmalı

Kene - kırım-kongo kanamalı ateşi hastalığı - kene ısırığı

July 7th, 2008

Son yıllarda daha sıkça duyulmaya başlayan, bahar-yaz dönemlerinde artış gösteren ve ağırlıklı olarak keneler aracılığıyla bulaşan virütik bir hastalıktır. İlk olarak 1944 yılında Kırım’da, sonra 1956 yılında Kongo’da tanımlanmış ve sonra aynı hastalık olduğu anlaşılmıştır.

Keneler, kan emerek beslendikleri için hemen tüm yabani ve evcil hayvanların (inek, koyun, köpek, kemiriciler, yerde beslenen kuşlar vb.) üzerinde bulunabilir ve bu hayvanlardan insana geçebilirler. Ayrıca, çalılık ve yeşil, yüksek otlu alanlarda bulunan keneler, beslenmek için doğrudan insanlara da geçip ısırabilirler. Bu nedenle daha çok kırsal bölgelerde ve hayvancılıkla uğraşan kişilerde görülmekle birlikte kentsel alanlardaki uygun ortamlarda da bulunabilirler.

Virüs ile bulaşmış keneler, kan emişini tamamladıktan sonra ayrılırken bir sıvı salgılarlar. Virüs genellikle bu sıvı ile bulaşır. Kan emdikleri ve virüsü bulaştırdıkları tüm canlılar hasta olabilir fakat hastalık genellikle hayvanlarda hafif ve bulgusuz seyreder. Bu nedenle daha az görülmekle birlikte hasta hayvanların salgıları ve kanları aracılığıyla da hastalık bulaşabilir.

Kenelerin kan emişi genellikle uzun bir süreçtir. Sinekler gibi hemen sokup kısa sürede kan emişini bırakmazlar. Kan emmeye başlayan kene, ağız kısmındaki hortumunu cilt içine sokar ve doyuncaya kadar çıkartmaz. Bu hortum, geri çıkışı engellemek için çıkıntılar içerdiğinden kolay çıkmaz. Bu nedenle keneyi çıkartmak için zorlamamak gerekir. Çok zorlandığında sıvıyı erken salgılayıp virüsü bulaştırabilir veya boru kısmı koparak cilt içinde kalabilir. Ayrıca, zorlama kenenin patlayarak enfekte sıvı ve kanının cildimizdeki çiziklerden ya da gözümüze sıçrayarak bulaşmasına yol açabilir. Bu nedenle vücuda yapışık kene görüldüğünde bir cımbızla ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola oynatılıp bir vida gibi çıkartılmaya çalışmalı ya da bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.

Hastalık oluşması ve bulguları:
Hastalık genellikle kene ısırığı ile virüsün bulaşmasından 1-3 gün sonra ortaya çıkar. Bu süre en fazla 9 güne kadar uzayabilir. Hasta hayvanın kan ve vücut sıvıları bulaşmış ise bu durumda hastalığın ortaya çıkışı 13 güne kadar uzayabilmektedir.

Ateş, kırıklık, baş ağrısı, halsizlik, aşırı duyarlılık, kol, bacak ve sırtta şiddetli ağrı ve belirgin iştahsızlık bulguları ile başlar. Bazen kusma, karın ağrısı ve ishal olabilir.
İlk günlerde yüz ve göğüste küçük cilt altı kanamaları, gözlerde kızarıklık, gövde, kol ve bacaklarda bir yere çarpmış gibi cilt altı kanamalar oluşabilir.
Burun kanaması, kanlı kusma, kanlı dışkılama, kanlı idrar görülebilir. Vajinal kanamaya da rastlanabilir.
Ağır olgularda hepatit, karaciğer, böbrek, akciğer yetmezlikleri oluşabilir.

Tedavi: Diğer çoğu virüs hastalıklarında olduğu gibi bu hastalığın da doğrudan bir tedavisi ve etkili bir ilacı olmayıp daha çok destek tedavisi ve bulguları gidermeye yönelik tedaviler ve bazı antivirütik ilaçlar uygulanmaktadır.
Erken dönemde başlanılan destek tedavi daha başarılı sonuç vermektedir. Geç başlanılan tedavi ve ağır seyredebilen hastalık öldürücü olabilmektedir.
Hastalığa karşı aşı çalışması yürütülmekle birlikte henüz koruyucu bir aşı geliştirilememiştir.

Korunma:
Hastalık, kenelerin sokması sonrası salgıladıkları sıvıyla, kenelerin çıkartılırken ezilmesi sonucu çıkan sıvı ve kanıyla veya kene sokması sonucu virüsü alıp hasta olmuş hayvanların kan ve salgıları ile bulaşabilmektedir. Bu nedenle:
Mera ve meskenlerde yerleşik keneler kan emerek beslenirler. Hayvanları kenelerden uzak tutarak kenelerin yayılmaları engellenmelidir.

Yeşil ve piknik alanlarına gidildiğinde (su kenarları, otlaklar, çalılık ve yüksek otlu alanlar) uzun giysiler giymeli, bacakları açıkta bırakmamalı, paçalar çorap içine konulup kenenin vücuda ulaşması zorlaştırılmalıdır. Dönüşte tüm vücut kontrol edilip yapışık kene olup olmadığına bakılmalıdır.

Yeşil alanlara giderken böcek kaçırıcı sıvı ve jeller cilde sürülebilir veya giysilere emdirilebilir. Bu maddelerin az da olsa sağlık
sakıncaları olduğu dikkate alınmalıdır. Hayvan besliyorsanız hayvanlarınızı dolaştırırken onlara da bu sıvılardan sürebilirsiniz.
Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde keneyi çıkartmak için fazla zorlamamalı, halk arasında yaygın olduğu şekliyle sigara veya kibritle yakma, kenenin üzerine kolonya, alkol veya diğer kimyasal maddeler uygulanmamalıdır. Bu maddeler kenenin daha erken aşamada kusmasına ve enfekte sıvıyı vücudumuza salgılamasına neden olabilir.

Vücuda yapışık kene tespit edildiğinde eldiven takarak ve bir cımbız ile kene vücuda yapışık ağız kısmından tutularak yavaşça sağa-sola sallanarak bir vida gibi çıkartılmalı veya bir sağlık kurumuna başvurularak çıkartılması sağlanmalıdır.
Hasta kişiler ile temasta vücut sıvıları aracılığıyla bulaşma olabileceği unutulmamalıdır.

Artık piknik yapmak da riskli hale geldi.
Kenelerle karşılaşmamanız dileğiyle,

Dr. Murat FIRAT
Halk Sağlığı Uzmanı

Çocuklarda İshal: Rotavirüs

July 7th, 2008

Rotavirüs İshali

Rotavirüs, küçük çocuklarda görülen ağır ishallerden sorumlu bir grup virüstür.Yaklaşık 2 gün süren kuluçka döneminin ardından kusma, ateş, karın ağrısı ve sulu ishal başlar. Ateş ve kusma 2-3 günde geçer, ishal ise 1 hafta- 10 gün kadar sürebilir.
Bulaşıcı mıdır?

Rotavirüs çok bulaşıcıdır. Mikrop bulaşmış su veya gıdayla, mikrobu taşıyan eller yoluyla vücuda alınır. Yuva gibi kalabalık ortamlarda, özellikle çocuklar tuvaletten sonra ve yemekten önce ellerini yıkamayı unuttuklarında kolayca yayılır. O kadar bulaşıcıdır ki, genel hijyen koşulları ne kadar iyi de olsa, hemen her çocuk 5 yaşını doldurmadan rotavirüs ishali geçirmiş olmaktadır. Ülkemiz gibi ılıman iklim kuşağındaki ülkelerde, kış aylarında görülür. Özellikle 2 yaş altı küçük çocuklar etkilenir. Erişkinde ise, daha hafif seyreder.
Nasıl Tanı Konur?

Kesin tanı, gaitada virüsün gösterilmesiyle konur.
Nasıl Tedavi Edilir?

Tedavinin amacı, çocuğun susuz kalmasını önlemektir. Ağızdan sık sık az miktarda sıvı alımı uygun olur. Doktor tuz- şeker karışımından önerebilir. Ağızdan yeterli sıvı alımı sağlanamazsa, özellikle küçük çocukta, hastaneye yatırılıp serum verilmesi gerekebilir. Anne sütü alan bebeğin emzirilmeye devam etmesi çok önemlidir. Antibiyotikler işe yaramaz. Kusma ve ishali durdurucu ilaçlar önerilmez.

Önleme:

Bu kadar çok görülen bir enfeksiyondan korunmak için ne yazık ki, kullanabileceğimiz bir aşı yoktur. 1998′de ABD’de kullanıma giren bir aşı 1 yıl sonra bazı yan etkiler saptanarak piyasadan çekilmiştir. En önemli koruyucu yöntem, el yıkama alışkanlığının kazandırılmasıdır. Hasta çocuğun ishal geçene dek yuvaya gönderilmeyip evde tutulması da diğerlerine bulaşmaması için önemlidir.

sagliklicocuk.com

Polio: Çocuk felci

July 7th, 2008

Hastalık
Poliomyelit, oral olarak bulaşan ve etkeni nöropatojen bir virüs olan poliovirüsün yol açtığı akut viral bir enfeksiyondur. Hastalık çeşitli şekillerde kendini gösterir. En sık görülen hafif ve selim formunda genellikle ateşli bir diare epizodu (görülmeyebilir de) (polio enfeksiyonu) vardır, ardından pürülan olmayan bir menenjit (paralitik olmayan poliomyelit), ya da çeşitli kas gruplarını tutan gevşek felç görülebilir (paralitik poliomyelit) gelişebilir. Bu akut gevşek felçler geri dönüşümsüzdür (%10?u ise ölümcül olabilir) ve felç olan bölgede kas atrofisine neden olur.

Aşılamanın dünya çapındaki etkileri
Oral ve enjektabl polio aşıları, özellikle de endüstrileşmiş ülkelerde morbiditeyi önemli ölçüde azaltmıştır. Aşılama sayesinde, polio morbidite oranları 1950?lerdeki son büyük salgında 2,700?de 1 iken 1970′lerde 10 milyon?da 1?den aza inmiştir.
Dünya genelindeki yaygın aşılama sayesinde bildirilen poliomyelit olguları anlamlı ölçüde azalmıştır, 1988?de 35,251 olgudan 1994?de 8,635 olguya (%-28) ve 1995?de 6,179 olguya (1994 ile karşılaştırıldığında -%82) düşmüştür. 1995 yılında 150 ülkede poliomyelit olgusu bildirilmemiştir.
1999?da DSÖ?ye üye 51 Avrupa ülkesinden hiçbirinde poliomyelit olgusu bildirilmemiştir. Avrupa?daki son olgu 26 Kasım 1998?de Türkiye?den bildirilmiştir. Avrupa Bölgesi’nde 1980?lerin başında 500?den fazla olgu bildirilirken, 1997?de yalnızca 7 olgu bildirilmiştir.
Fransa?da, tek ithal edilen poliomyelit olgusu 1989?da Fransa?da doğan popülasyon içinde görülmüştür. O zamandan beri, bildirilen diğer tek olgu, 1995 yılında Afrika?ya yaptığı bir geziden dönen yetersiz aşılanmış bir Fransız vatandaşı olmuştur.
Amerika Birleşik Devletleri?nde, ilk polio aşısı 1955?de kullanılmaya başlamıştır. 1951 ve 1954 yılları arasında ortalama 16,316 olgu paralitik poliomyelite yakalanırken yıllık ölüm oranı 1,879 olmuştur. Aşının kullanılmaya başlanmasından sonra polio insidansı önemli ölçüde düşerek 1962?de 1,000 olgudan aza inmiş ve daha sonraki yıllarda 100?ün altında olmuştur. 1994?de, oral aşı için harcanan her dolar direkt medikal harcamalarda 3.40 dolar, indirekt sosyal masraflarda ise 2.74 dolar tasarruf edilmesini sağlamıştır. A.B.D.?de doğan ve orada yaşayan kişiler arasında en son dokümante edilen polio olgusu 1979 yılında olmuştur.
Çin, Kamboçya ve Güney Amerika kıtasındaki son olgular 1996, 1997 ve 1991?de bildirilmiştir. Güney Amerika?daki son enfeksiyon 23 Ağustos 1991?de Peru?dan bildirilmiştir. 1993?de Hollanda?dan Kanada?ya ithal edilen bir olgunun dışında tüm kıtada yabani virüsle bulaşma bildirilmemiştir.
Afrika?da, 1995 yılında 1,512 olgu bildirilmiştir, bu da bir önceki yıla kıyasla %5 azalma anlamına gelmektedir (1,594 olgu). Aynı yıl, Afrika?daki 17 ülkede, adalar ve en güneydeki ülkeler dahil olmak üzere, poliomyelit bildirilmemiştir.
1995?de Doğu Akdeniz bölgesindeki 9 ülkede 738 poliomyelit olgusu bildirilmiştir. Bu, bir önceki yıla göre % 27 azalma anlamına gelmektedir (1,015 olgu) ve 1988?e kıyasla %68 azalma (2,339 olgu) olmuştur.
1995?de Güneydoğu Asya bölgesindeki 7 ülkede 3,398 poliomyelit olgusu bildirilmiştir - 1994?e göre % 33 (5,112 olgu) ve 1988?e göre% 87 (25,711) azalma.
Pasifik bölgesi?nde 1994?deki 700 ve 1988?deki 2,126 olguya kıyasla 1995?de 344 olgu bildirilmiştir bu da sırasıyla % 51 ve % 84 azalma anlamına gelmektedir.
Polio?nun çiçekten sonra aşılama yoluyla tamamen eradike edilen ikinci enfeksiyon olması beklenmektedir. Yeni milenyumun ilk birkaç yılı içinde tamamlanması hedeflenen bu eradikasyon programının ilk fazı, yabani virus suşları ile meydana gelmiş tüm polio olgularının eliminasyonunu içermektedir. Kitlesel polio aşılamasına son vermeden önce, son yabani polio virüsünün izole edilmesinin üzerinden en az üç yıl geçmesi gerekmektedir, bu da 2007 yılından önce olmayacaktır.
Aşılama tarihçesi
Canlı polio aşısının fareye uyarlanan bir virüs suşundan üretilen ilk prototipi 1950 yılında Koprowski tarafından insanda test edilmiştir. Fakat John Enders, Thomas Weller ve Frederick Robbins tarafından geliştirilen doku kültürü tekniğiyle üretilen ilk ticari polio aşısı Jonas Salk aşısıdır. Bu, inaktive virüslerden oluşan enjektabl bir polio aşısıydı. Attenüe viral suşlardan yapılan oral polio aşısı, Albert Sabin aşısı, diğerinden hemen sonra geliştirilmiştir. Gerek Salk gerekse Sabin aşıları kullanım için ruhsat alır almaz yaygın olarak uygulanmaya başladılar .
Pasteur Enstitüsünden Pierre Lépine, Salk aşısıyla aynı tipte bir aşı üretmiştir.

Güncel epidemiyolojik veriler
Poliomyelit hala Afrika, Güneydoğu Asya, Hindistan yarım adası ve Yakın Doğu?nun bazı bölgelerinde bulunmaktadır.
1996?da, DSÖ?e 3,997 olgu nildirilmiştir.
Mevcut aşılar
Oral aşı, maliyetinin düşük olması nedeniyle, şimdiki eradikasyon kampanyası gibi toplu aşılama kampanyalarında tercih edilen formdur. Bu aşı, bir aşı suşunun yabani virüse dönüşmesi nedeniyle aşı-sonrası felce yol açabilir (1 milyon aşıda 1 olgu). Bu yüzden yabani virüsün görülmediği veya çok nadir görüldüğü ülkelerde, örneğin uzun yıllardır Fransa?da ve son iki yıldır Amerika Birleşik Devletleri?nde, inaktive edilmiş aşı kullanılmaktadır.
Aşılama stratejileri
Polio aşısı tüm küçük çocuklara uygulanmakta ve aşılamanın yaygınlığı olabilecek en yüksek düzeyde sağlanmaya çalışılmaktadır.
Ekonomik etki
CDC?ye göre 1994 yılında Amerika Birleşik Devletleri?nde polio aşısı için harcanan her bir dolar tıbbi harcamalarda 3.40 dolar ve indirekt harcamalarda 2.74 dolar tasarruf anlamına gelmektedir. 1955 ve 1961 yılları arasında Amerika Birleşik Devletleri?nde polio aşısı tek başına tıbbi harcamalarda 327 milyon dolar ve indirekt harcamalarda 6.4 milyar dolar tasarruf sağlamıştır - yani, Salk ve Sabin aşılarının geliştirilmesi için yapılan masrafın (yaklaşık 5.6 milyon dolar) bin katından daha fazla.
DSÖ aşının dünya çapında kullanılması sayesinde 2007 yılına yapılacak toplam tasarrufun aşılama kampanyalarının maliyetini geçeceğini tahmin etmektedir. 2040 yılına kadar, toplam tasarrufun 13.6 milyar doları bulacağı tahmin edilmektedir.
Poliodan arınmış bir dünyaya doğru

1988?de, beş kıtadaki yaygın endemi sırasında 350,000 çocuk polio nedeniyle felç olmuştur. Polio şimdi yalnızca Sahara?nın güneyindeki Afrika ve Güney Asya?nın bazı bölgelerinde yoğunlaşmıştır. 2005 yılında tüm dünyanın poliodan temizlendiğinin belgelenebilmesi için yoğun çabalar sürdürülmektedir.

Sanofi pasteur, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ), Uluslar arası Rotary, Hastalıkları Kontrol ve Önleme Merkezleri (CDC) ve Birleşmiş Milletler Çocuk Fonu (UNICEF) ile birlikte çalışarak polioya karşı son savaşta destek sağlamaktadır. sanofi pasteur 1997 ve 1999 yılları arasında Afrika?da kullanılmak üzere 40 milyondan fazla doz oral polio aşısı bağışlamıştır. 2000 yılından itibaren buna ek olarak 50 milyon doz Angola, Liberia, Sierra Leone, Somali ve Güney Sudan?daki Ulusal Aşılama Günleri?nde kullanılmak bağışlanacaktır.
Polio nedir?
Polio bir virüs tarafından oluşturulan çok bulaşıcı bir enfeksiyon hastalığıdır. Sinir sistemini istila ederek kalıcı felçlere veya ölüme neden olabilir. Her yaşta görülebilir fakat başlıca üç yaşın altındaki çocukları etkilemektedir. Polio eradike edilebilecek birkaç hastalıktan biridir çünkü insan vücudunun dışında uzun süre yaşayamaz ve etkili ve ucuz bir aşısı mevcuttur.
Polionun başlıca belirtileri nelerdir?
Başlangıçta pek çok hastalıkta görülebilecek ateş, halsizlik, baş ağrısı, kusma, ense sertliği ve kol ve bacaklarda ağrı gibi hafif belirtiler ortaya çıkar. 200 enfeksiyondan biri genellikle bacaklarda olmak üzere geri dönüşümsüz felce dönüşür. Polio paralizisi gelişen kişilerin yüzde beş ila onu solunum kaslarının felç olması nedeniyle ölmektedir.

Polio nasıl bulaşmaktadır?

Virüs ağız yoluyla vücuda girerek barsaklarda çoğalır Kalabalık olarak yaşanan yerlerde ve hijyen düzeyi yetersiz olduğunda bulaşma oranı çok yüksektir.
Polio nasıl tedavi edilmektedir?
Polio?nın tedavisi bulunmamaktadır. Bakım ve fizik tedavi gibi yöntemlerle etkilenmemiş kaslar güçlendirilerek destekleyici ve semptomatik tedavi yapılır.
Kaç polio olgusu görülmektedir?
1999 yılının sonuna kadar yaklaşık 7,000 polio olgusu bildirilmiştir. Tüm olgular bildirilmediği için, DSÖ 1999 yılında yaklaşık 20,000 olgunun bulunduğunu tahmin etmektedir. Bundan binlerce fazla çocuk virüsle enfekte olmuştur; bu çocuklarda felç ortaya çıkmasa da diğer çocukları enfekte edebilirler.
Polio nasıl eradike edilecektir?
Polio?nun eradikasyonu (henüz polionun temizlendiğine dair sertifikası olmayan ülkelerde) dört temel stratejiye dayanmaktadır.:

1) İlk yıl dört doz oral polio aşısı kullanarak bebeklerin rutin aşılanması;

2) Beş yaşın altındaki milyonlarca çocuğun aşılandığı Ulusal Aşı Günleri;

3) Akut Gevşek Felç (AFP) gözetimi ile yeni felç geçiren tüm çocuklarda felcin nedeninin polio virüsü olup olmadığının araştırılması;

4) Evlerde aşılama (silip-süpürme kampanyaları olarak da bilinir) ile her çocuğun aşılandığından emin olarak bulaşmanın son zincirlerinin de kırılması

Global Polio Eradikasyon Girişimi Nedir?
Global Polio Eradikasyon Girişimi DSÖ, Uluslar arası Rotary, CDC ve UNICEF öncülüğünde başlatılmıştır. Bu koalisyon ulusal yönetimleri, özel vakıfları, gelişme bankalarını, ve sanofi pasteur?ün de içinde yer aldığı şirket ortaklarını da içermektedir.
Ulusal Aşı Günleri Nedir?
Ulusal Aşı Günleri daha önce aşılanıp aşılanmadığına bakılmaksızın beş yaşın altındaki tüm çocukların aşılandığı toplu aşı kampanyalarıdır. Polio?nun endemik olduğu ülkelerde genellikle en az üç yıl üstüste olmak üzere yılda birden fazla aşılama yapmak gerekir.
Kampanya sırasında neler gerçekleştirilmiştir?
Global Polio Eradikasyon Girişimi?nin başlatılmasından itibaren geçen 12 yılda polio olgularının sayısı yüzde 95 azalmıştır. sanofi pasteur bu süre içinde diğer ortaklarla birlikte çalışarak milyarlarca doz polio aşısı üretmiş ve dağıtmıştır. Gelişmekte olan dünyadaki üç milyon çocuk polio?ya karşı aşılanma sayesinde bugün felçli olmak yerine yürüyebilmektedir. Hastalığı ortadan kaldırma kampanyalarının önemli maddi katkıları da olmaktadır. Polionun eradikasyonu ile sağlanacak tasarrufun yılda 1.5 milyar$ (1.36 milyar euro) aşacağı tahmin edilmektedir. Bu tasarruflar başka hastalıkların kontrol edilmesi için kullanılabilir.

Bir çocuk bile polio virüsü ile enfekte olursa tüm çocuklar risk altında kalmaya devam eder. Aşılama ve işbirliği sayesinde, her yerdeki çocukları koruyabiliriz. Poliodan arınmış bir dünyaya sahip olabiliriz.

cocukfelcineson.com

PİŞİK NEDİR?

July 7th, 2008

PİŞİK NEDİR?
Pişik genellikle altbezinin bebeğenizin tenine temas ettiği noktada hafif kabartılı bir kızarıklık biçiminde ortaya çıkar. Kötüleştiği zaman kızartılı küçük şişlikler, içi su dolu kabarcıklar ve buna benzer biçimde bebeğe acı veren deri değişiklikleri görülebilir.
Eğer pişik infekte olursa bu deri döküntüleri parlak kırmızı bir renk alabilir ve genişleyebilir. Küçük kırmızı döküntüler bezin temas alanının dışında çıkarak yayılabilir.

PİŞİĞİN NEDENİ NEDİR?
Pişiğin nedeni genel olarak derinin tahriş olmasıdır. Bu tahrişin nedeni altbezinin küçük gelmesi, çok sıkı bağlanmış olması ya da gerekli sıklıkta değiştirilmemesidir.

Eğer kumaş altbezi kullanıyorsanız bu bezleri temizlemek için kullandığınız sabun ve temizleyiciler de tahrişe neden olabilir. Aynı zamanda kullanıp atılan tipte hazır altbezlerinin bazı veya bebeğinizin altını temizlemek için kullandığınız hazır “ıslak bez” ler de tahrişe neden olabilir.
Altbezinin üzerine bebeğe giydirilen sentetik esaslı giyecekler altbezinin temas ettiği alanda ısı ve nemin yükselmesine neden olur. Tahriş olmuş derinin ısı ve neminin yükselmesi bazı mikropların üremesi için ideal ortamı yaratır. Bu durumda pişik “infekte” olur. Eğer pişik infekte olmuşsa bu genellikle bir mantar infeksiyonudur ve buna neden olan da genellikle Candida adıyla bilinen bir mantardır. Böyle bir durumda aynı zamanda deriyi etkileyen başka mikroplar da (bakteriler) olabilir. İnfeksiyon pişiğin tedavisini çok güç bir hale getirebilir.
PİŞİK NASIL ÖNLENİR? NASIL TEDAVİ EDİLİR?
Pişiği önlemenin ve tedavi etmenin temel kuralı altbezinin kapladığı alanın temiz, kuru ve serin tutulmasıdır. Bu amaç bebeğin alt bezi sıklıkla değiştirilmeli ve olabildiğince altı açık tutulmaya özen gösterilmelidir. Böylece bebeğin teni hava aldıkça koruyacaktır. Uyku sırasında bebeğin altını kumaş bezle bağlamak geçerli bir yöntemdir. Bu durumda bebeğin altı uykuya daldıktan hemen sonra kontrol edilmeli ve ıslaksa hemen değiştirilmelidir. Bu kontrolün bebeğin uykuya dalmasından hemen sonra yapılmasının nedeni bebeklerin idrarlarını genellikle bu arada yapmalarıdır.
Bebeğinizde pişik oluşumunu önlemek veya ortaya çıkmış bir pişiği tedavi etmek için aşağıdaki yöntemleri deneyin. Eğer sonuç alamazsanız doktorunuzla konuşun. Doktorunuz size kısa bir süre için kortizonlu bir preparat önerebilir. Ancak borik tinkür içeren herhangi bir bileşiği doktorunuz özel olarak önermediği sürece kullanmamalısınız, bu bebeğinizin cildine zarar verebilir.
BEBEĞİMİN PİŞİĞİ İNFEKTE OLMUŞSA NE YAPMALIYIM?
Şayet bebeğinizin pişiği infekte olmuşsa aşağıdaki ipuçlarının herhangi bir yararı olmayacaktır. Bu durumda doktorunuz infeksiyonun tedavisi için başka bir tedavi önerecektir.
PUDRALAMAK YARARLI MIDIR?
Talk pudrası ve mısır nişastası önerilmez; talk pudrası bebeğinizin ciğerlerine zarar verebilir, eğer bir mantar infeksiyonu varsa mısır nişastası bunu kötüleştirebilir.
BEBEĞİM İÇİN ÖZEL BİR ALTBEZİ KULLANMALI MIYIM?
Eğer kumaş altbezi kullanıyorsanız bezleri yıkadıktan sonra 15 dakika kadar kaynatarak tüm mikropların ölmesini ve kimyaasl maddelerin uzaklaştırılmasını sağlamalısınız. Bazı hazır altbezleri içerdikleri emici bir jel sayesinde derinin kuru kalmasını sağlayabilirler. Bu tip altbezlerinin kullanımı bazı bebeklerde pişik oluşmasını önleyebilir. Ancak burada unutulmaması gereken en önemli nokta altbezlerinin sıklıkla değişmesi gerektiğidir.

PİŞİĞİ ÖNLEMEYE VE TEDAVİ ETMEYE YÖNELİK İPUÇLARI:
- Bebeğinizin altbezini saat başı kontrol edin ve ıslandığı zaman hemen değiştirin.
- Altbezi değişiminde bebeğinizin altını dikkatle temizlemelisiniz. Bu temizliği yaparken ılık, çok hafif sabunlu veya duru su kullanabilirsiniz.
- Bebeğinize yeni altbezi bağlamadan önce altının iyice kuruluğundan emin olmalısınız.
- Bebeğinizin cildini nemden korumak için çinko asit içeren kremler, A ve D vitamini içeren kremler veya vazelin kullanabilirsiniz.
- Altbezinin üzerine sentetik malzemeden yapılmış giysiler giydirmeyin.
- Eğer pişik devam ediyorsa kullandığınız altbezinin tipini, alt temizliğinde kullandığınız “ıslak” mendileri veya sabunu değiştirmelisiniz.
- Eğer kumaş altbezi kullanıyorsanız bu bezleri yıkadıktan sonra kimyasal maddelerden ve mikroplardan arındırmak için en az 15 dakika süreyle kaynatmalısınız.

EĞER:
- Pişik bebek henüz 6 haftalık iken ortaya çıkarsa,
- İçi su dolu kabarcıklar ve küçük yaralar oluşmuşsa,
- Bebeğinizin ateşi varsa,
- Bebeğiniz kilo kaybediyor veya her zamanki kadar yemiyorsa,
- İçi su veya cerahat dolu büyükçe kabartılar meydana çıkmaya başlamışsa,
- Kırmızı döküntüler kollara yüze veya saçlı deriye doğru yayılıyorsa,
- Yukarıdaki tedavi önlemlerini bir haftadır uyguladığınız halde durumda herhangi bir düzelme görülmüyorsa

.Nişanlımla ilişkiye girmek ıstıyorum fakat aşırı acı duyuyorum cok kez denedık ilişkiye girmeyi fakat benı aglatıcak kdr buyuk bır acı hıssedıyorum

July 7th, 2008

Yeşim hanım merhabalar…Bir sorun yaşıyorum ve bunu danısmak ıstedım…Nişanlımla ilişkiye girmek ıstıyorum fakat aşırı acı duyuyorum cok kez denedık ilişkiye girmeyi fakat benı aglatıcak kdr buyuk bır acı hıssedıyorum ve bu acı yuzunden gerı cekılıyorum korkularımda artıyor…neden bu kdr acı duyuyor olabılırım vajınısmus mu yaşıyorum acaba yada baska bırsey mı aydınlatırsanız cok sevınıcem…

Vaginismus olabilir, ancak caresi mumkun. Öncelikle genel bir muayeneden gecmeniz gerekir, ardından uygun sekilde tedaviniz düzenlenecektir. Randevu için Tel: 0216-3851715, 0532-3119386
Op.Dr.H.Yeşim YERÇOK

merhaba hocam daha önce hic cinsel ilişkisi olmayan bir genc kızın vajina uzerine boşalmasi durumunda hamile kalma olasiligi nekadardair

July 7th, 2008

merhaba hocam daha önce hic cinsel ilişkisi olmayan bir genc kızın vajina uzerine boşalmasi durumunda hamile kalma olasiligi nekadardair

sperm yumurta ile buluşursa gebe kalmaması için bir sebep yok. çok zor olsada yani böylede gebe kalabilir.
Kliniğimiz randevu ile çalışmaktadır.Lütfen aşağıdaki telefon numarasından randevu alınız.Danışma amaçlı görüşmelerden ücret alınmamaktadır.Ferti-Jin KadınSağlığı ve Ü.Y.T. Merkezi Op.Dr.Seval TAŞDEMİR Tel:02122875775Fax:02122875761 www.fertijin.com.tr

mrb.ben vajınısmus hastasıyım dr.bana paxil adında bir ilaç verdi

July 7th, 2008

mrb.ben vajınısmus hastasıyım dr.bana paxil adında bir ilaç verdi ve 6 ay kadar kullanmam gerektiğini söyledi sizce bu tedavi için çok uzun bir zaman degilmi bende birkaç seansla halledildiğini duydum.hamile olma ihtimali yüzünden bu ilacı bıraktım ve adetim 9 gün gecikti bu ilacın etkisi olabilir mi daha sonra adetim başladı testlerde negatif çıktı ve hamile olamdığımı anladım ama genede içimde şüphe var ve bu arada inş en kısa zamanda size tedavi olmaya gelmek istiyorum bu durumdan sıkıldım ts

gercek vaginusmus tedavisi tek başına ilaç ile yapılmıyor..buarada gebe nasıl kaldınız??ilişkiye girebiliyormusunuz??giriyorsanız,vaginusmus yok sizde..giriyorum ama zorlanıyorum diyorsanız,paxile devam..ialcı bırakmayın

İLİŞKİ SIRASINDA TAM BOŞALAMIYOM VE ÇOCUK OLMUYO

July 7th, 2008

MERHABA HOCAM BEN 27 YAŞINDAYIM EVLİYİM İLİŞKİ SIRASINDA TAM BOŞALAMIYOM VE ÇOCUK OLMUYO EŞİMDE BENDE ÇOK ÜZÜLÜYORUZ.NE YAPABİLİRİZ,

Âdetin 3ncü günü FSH, LH, E2, PRL, T3, T4, TSH hormonlarınıza bakılmalı, eşinize sperm testi yapılmalı bunlarda sorun yoksa rahim filminiz çekilmeli bunda da sorun yoksa ve en geç 1 yıllık korunmasız ilişkiye, yumurtlama takibine ve aşılamaya rağmen gebelik oluşmazsa bizimki gibi bir tüp bebek merkezinden yardım almalısınız.
Kliniğimiz randevu ile çalışmaktadır.Lütfen aşağıdaki telefon numarasından randevu alınız.Danışma amaçlı görüşmelerden ücret alınmamaktadır.Ferti-Jin KadınSağlığı ve Ü.Y.T. Merkezi Op.Dr.Seval TAŞDEMİR Tel:02122875775Fax:02122875761 www.fertijin.com.tr

Adet düzensizlikleri

July 7th, 2008

Adet düzensizliği terimini kullanırken öncelikle normal adet kanamasını ve bunun oluşması için gerekli koşulları tanımlamak gerekir. Normal bir adet kanaması için gerekli fizyolojik şartlar şöyle özetlenebilir :

• Beyinden sağlıklı bir şekilde yumurtalıklara uyarım gelmesi,
• Bu uyarımın yumurtalıkları etkileyerek yumurtalıklardan kadınlık hormonu olan estrojen salımını ve yumurtlamayı sağlaması ve ardından ikinci önemli hormon olan progesteron hormonunu salgılaması
• Adet kanaması için normal bir rahim ve genital sistem,
• Psikolojik olarak sağlıklı olma

Fizyolojik koşulların herhangi bir nedenle etkilenmesi sonucu ortaya çıkan kanamalara düzensiz kanamalar adı verilir.

Genellikle 21-35 gün arasında düzenli olarak gerçekleşen ve 3-7 gün süren kanamalar normal sınırlarda kabul edilebilir. Ortalama kan kaybı ise bir adet döneminde 35-40 ml civarındadır. Bu da genellikle günde 3-5 pet olarak ifade edilebilir. Genellikle 80 ml’nin üzerindeki kanamalar anormal olarak değerlendirilir. Ancak miktar olarak kanamanın normal olup olmadığını tespit etmek aslında kolay değildir. Kan kaybını değerlendirirken titizlik nedeniyle kişiden kişiye yorum farklılıkları objektif olmayı engellemektedir.

İlk adet ve ergenlik döneminde adet düzensizlikleri
İlk adet kanaması kız çocuklarında ortalama 12-13 yaşında görülür. İlk adetin görülmesiyle birlikte genç kızlığa adım atılır. Ancak hormonal sistemin olgunlaşması bir-iki yıl gibi bir sürede tamamlandığından adetlerin bir kısmı ovulasyon (yumurtlama) olmadan gerçekleşir. Bu yüzden ergenlik döneminde adet gecikmelerine ve/veya adetlerin normalden uzun sürmesine sık rastlanır.

Bazen bu dönemlerde düzensiz ve uzun süren kanamalar ilaçlarla tedaviyi gerektirecek kadar şiddetli de olabilir.

İlk adetin 9 yaşından önce görülmesi durumunda hormonal bir bozukluk söz konusu olabileceği gibi, 16 yaşına kadar adetin görülmemesi durumunda hormonal bir bozukluk veya yapısal bazı kusurlar da (kızlık zarının tam kapalı olması ve kanın akmasına izin vermemesi, genital organların olmaması gibi) söz konusu olabilir. Dolayısıyla böyle bir durumda mutlaka detaylı bir jinekolojik değerlendirme gerekir.

Doğurganlık dönemindeki düzensizlikler
Ergenlik döneminin belli bir aşamasından itibaren yumurtlama düzenli hale gelir ve adetler de düzene girer. Bu dönem kadının gebe kalabileceği dönemdir ve menopoza kadar devam eder. Aslında tedaviyi gerektiren ve kadınları jinekoloğa götüren düzensizlikler esas olarak bu dönemde gözlenir.

Adet düzensizlikleri; gecikmeler, ara kanamalar, adetin fazla olması ve uzun sürmesi ya da az olması ve kısa sürmesi şeklinde olabilir.

Spiral taşıyan kadınlarda kanama düzensizliği spiral takılmasından sonra ortaya çıkmış ise bazı hekimler için ilk yaklaşım RIA’yı çıkarmak olabilir ancak genellikle ilk aylardan sonra kanamalar düzene girdiğinden başka korunma alternatifleri de cazip görünmüyor ise spiralin çıkarılması konusunda çok da aceleci olmamak gerekir. Bazı haplarla tedavi etmek bu dönemin atlatılmasını sağlayacaktır.

Bu dönemde en sık karşılaşılan ve genellikle seyrek adet görme ile kendini gösteren önemli bir problem Polikistik yumurtalık (Polikistik Over) dediğimiz problemdir. Bu hastalıkta yumurta gelişiminin başladığı dönmede herhangi bir nedenle yavaşlaması veya duraklaması durumunda yumurta gelişip çatlayacağı yerde bir kist oluşur ve çatlamadan kalır. Bu durum her ay tekrarlar ve yumurtalıklardaki kist sayısı da artar. Bu tabloya erkeklik hormonu fazlalığına bağlı tüylenme, yüzde sivilcelenme, ayrıca kilo fazlalığı da sıklıkla eşlik edebilir. Ultrasonografi ile muayenede tipik bir yumurtalık görüntüsüne rastlanır. Elbette bu bayanların gebe kalmalarında da sıkıntılar yaşanır, ve sıklıkla tedavi gerekir.

Polikistik Over hakkında daha fazla bilgi edinmek için lutfen bu konuda yazılmış makaleyi okuyunuz..
Bir özel kanama şekli de yumurtlama kanaması (siklus ortası kanama) dır. İki adetin ortasında yumurtlamayı takiben estrojende azalma sonucunda oluşan lekelenme tarzı kanamalardır. Nadiren adet kanaması kadar fazla da olabilir. Pek önemli bir problem değildir ve gerekirse o döneme özgü 1-2 günlük hormon desteği alınabilir.

Adet öncesi lekelenme tarzında kanamalar genellikle hormonal bir yetmezliğin göstergesi olduklarından adet öncesi dönemde başlayan ve 1 hafta veya 10 gün süren ilaç alımı gerektirebilirler.

Adet Gecikmeleri
Aslında aktif cinsel yaşamı olan her kadında adet gecikmesiyle karşılaşıldığında öncelikle düşünülmesi gereken konu gebelik olup olmadığıdır.
İkinci olası neden de herhangi bir sebeple o dönemde yumurtlama olmaması ve buna bağlı kanamanın gecikmesidir. Yumurtlama olmadığında ise çatlaması gereken ve yumurta hücresini içeren su keseciği büyümeye ve hormon salgılamaya devam edeceğinden hem adet gecikir hem de muayenede sağ veya sol yumurtalıkta kist adını verdiğimiz içi sıvı dolu yapılar oluşur.

Uzun süren adet gecikmesini takiben ise rahim içersindeki doku kalınlaşmış olduğundan gelecek olan adet de uzun sürecek ve fazla olacaktır. Bu konuda hekimin hastasını uyarmasında fayda vardır.

Düzenli adet gören bir kadında beklenmedik bir şekilde ortaya çıkan gecikmenin nedeni ise genellikle psikolojik etkilenmeler olabilir.

Adet kanamasının fazla olması ve uzun sürmesi

Adet kanamasının fazlalaşması sıklıkla tedavi gerektiren bir durumun varlığına işaret eder. Adet kanamasının fazlalaşması kadını da kansız bırakacak ve genel sağlığını bozacaktır. Böyle durumlarda altta yatan sebebin ortaya konması açısından bir jinekoloğun muayenesi şarttır.

Atta yatan sebepler ise sıklıkla myom dediğimiz iyi huylu urlar, hiperplazi dediğimiz rahim iç tabakasının aşırı kalınlaşması, endometrit dediğimiz rahim iç tabakasında iltahaplanma veya polip adı verilen et parçaları gibi sebeplere bağlı olabilir. Bunların hepsinin hekim tarafından tedavisi şarttır. Myomlar hakkında daha fazla bilgi edinmek için lütfen myomlar konusunu okuyunuz

Ara kanamalar
Doğurganlık döneminde sık görülen diğer bir adet düzensizliği de beklenmeyen ara kanamalardır. En muhtemel neden yine psikolojik etkiler olabilmekle birlikte öncelikle daha ciddi bir sebebin bulunup bulunmadığının mutlaka araştırılması gerekir. Hormonal dengesizlikler, rahim ağzındaki iltahaplar, myomlar (rahimdeki iyi huylu urlar) ve rahim ağzında bulunan polip denen et parçaları sebep olabilir. Ayrıca spiral kullanımı, doğum kontrol hapı kullanımının ilk ayları, menopozda hormon tedavisi alımı, aylık veya üç aylık iğneler ve kola cilt altına uygulanan gebeliği önleyici çubuklar da lekelenme tarzında ara kanamalara neden olabilirler.

Özellikle ilişki sonrası kanamalarda rahim ağzındaki problemlerin, yaraların sorumlu olduğu sık görülmektedir. Burada en önemli yaklaşım, rahim ağzında görülen yaranın kanser veya kanser öncesi gelişen görüntülerle ilişkili olup olmadığının ortaya konmasıdır. Bu da rahim ağzından alınan smear adı verilen tarama yöntemi ile mümkündür. Smear (rahim ağzından sürüntü alma) ile kanser öncesi anormallikler dışlandıktan sonra kanama ya da rahatsız edici bir akıntı şikayeti varsa yakma ya da dondurma yöntemleriyle bu yaranın tedavisi gerekir.

Yine unutulmamalıdır ki menopoza girmek üzere olan kadınlarda da adet düzensizlikleri çok sık yaşanır bunlar genellikle beklenmeyen ara kanamaları yerine adet aralarının sıklaşması veya sonraki dönemlerde de araların açılması şeklinde görülmektedir.

Menopoz sonrası Kanamalar
Bu dönemde hiçbir kanama normal değildir ve bu dönemdeki kanamaların genellikle hücre zayıflığından kaynaklanmalarına karşın, % 10-15’inin de kanser sebepli olabileceği akıldan çıkartılmamalı ve mutlaka en detaylı bir şekilde araştırılmalıdır. Rahim içersinden örnekleme mutlaka yapılmalı, rahim ağzı iyi değerlendirilmeli, ilaç alımı sorgulanmalıdır.

Beklenmeyen bir ara kanaması olan her kadının oyalanmadan mutlaka jinekoloğuna görünmesi ve altta yatan ciddi bir sebep olup olmadığını inceletmesi gereklidir.

eXTReMe Tracker