Archive for the 'Aile Hekimliği' Category

yuzdeki ciller aldirma ciller tedavi yontemi

Monday, June 2nd, 2008

merhaba doktor bey ben bu yüzümdeki çillerden rahatsız oluyorum onları nasıl yok edebiliriz mutlaka yok etmem lazım onları lazer ile olur mu? cevaplarınızı bekliyorum ii günler

BU KONUDA DAHA DENEYİMLİ BİR CİLDİYE UZMANIYLA GÖRÜŞMENİZİ TAVSİYE EDERİM.

ocam eşim kasım 2006 da bir chack-up sonucu kan değerlerinde farklılıktan hg 4 olduğundan acil hastaneye yatırıldı .

Monday, June 2nd, 2008

Diğer :
hocam eşim kasım 2006 da bir chack-up sonucu kan değerlerinde farklılıktan hg 4 olduğundan acil hastaneye yatırıldı . 23 şubat 2007 de MDS refrakter anemi RAEP teşhisi konuldu kemoterapi aldı.8 haziran da vefat etti. yapılan genetik muayenesinde monozomi 7 kromozom bozukluğu çıktı.1988 yılında evlendik 90 ve91 yıllarında doğan iki çocuğum var.bu ve benzeri kan hastalıkları genetik olarak çocuklara geçermi? çocuklarımı hangi doktora götürmeliyim?

Bir araştırma ya da üniversite hastanesi hematoloji ya da onkaoloji bölümüne giderseniz size yol göstereceklerdir

Akraba evliliği Akraba evliliği nedir Akraba evliliği tibben nasil Akraba evliliği sakat dogum

Sunday, June 1st, 2008

 

Akraba evliliği, eşler arasında kan bağı bulunması yani aynı atadan gelme durumudur. Kanbağı olan akrabalar, toplumun genelinde görülen ortak gen yüzdesinin dışında, ayrıca akraba oldukları için ve bunun derecesine göre daha da fazla ortak genleri vardır. Akraba evlilikleri genetik danışmanlık hizmetinin verilmesini gerektirir. Genetik danışmanlıkta ise önemsenmesi gereken üç önemli konu vardır:
1. Çiftler arasındaki akrabalığın doğru olarak saptanması ve soyağacının çıkarılması,
2. Ailede kalıtsal nedenli bir hastalık riskinin böyle bir evlilikte nasıl etkileneceği,
3. Zararlı bir genin, çiftin her ikisi tarafından çocuğa aktarılma riski ne kadar yüksektir ki buna bağlı çocuk hasta olsun.
Akraba evliliği genetik hastalıkların epidemiyolojisini etkileyen önemli durumlardan biridir ve dünya toplumunun %20si belki de daha fazlası tarafından yeğlenmektedir. Doğan çocukların en azından %8.4ü akraba evliliklerinden doğmaktadır. Özellikle Batı Akdeniz ve Güney Hindistanda çok yaygındır. Akraba evliliği yapan popülasyonda özürlü çocuk doğma riski diğer popülasyona göre iki kat artarak %8-9 olmaktadır.
Eski devirlerden beri toplum ve dini topluluklar akrabalar arası evlilikler için bazı yasaklar getirmişlerdir. Bu sınırlamalar kökenini olasılıkla biyolojik bilgi ve deneyimlerden değil, sosyal gereklilikten almıştır. Bir insan toplumunun insest tabuları olmaksızın kurulması olası değildir. Ayrıcalıklı durumlarda kardeşler arası evlilikler bile kabüllenilmiş ve hatta firavunlarda olduğu gibi desteklenmiştir. İslam aleminde kuzen evlilikleri kabul görürken, kardeşle, amca, teyze, dayı, hala gibi akrabalarla ve sütanne ile evlenmek yasaklanmıştır. Bütün Hıristiyan aleminde ise halen birinci derece kuzen evlilikleri kabul edilmemekte ve böyle evlilikler için katolik kilisesinden özel izin almak gerekmektedir. Kilisenin aynı zamanda vaftiz baba ile onun vaftiz çocuğunun da evliliklerini yasaklamış olması bu yasakların biyolojik temellerin dışında başka inanışlara bağlı olduğunu göstermektedir.
Birinci dereceden kuzen evlilikleri diye isimlendirebileceğimiz kardeş çocuklarının evlilikleri, ülkemizde en sık rastlanan akraba evliliğidir. Almanyada kuzen evliliklerine çok ender rastlanmaktadır. Halkın eğitim düzeyinin ve genetik hastalıklar konusundaki bilgisinin artması, bu tür evliliklerin oranının %0.3ün altına düşmesine ve hatta büyük şehirlerde daha da azalmasına neden olmuştur. Başka kültürlerde ise yakın akraba evlilikleri ekonomik çıkarlar, çiftin ailelerinin birbirini daha yakın tanıyor olması, coğrafi konum gibi nedenlerle desteklenebilmektedir.
Japonyada yapılan çalışmalarda akraba evlilikleri oranı %6 dolayındadır; hatta adalarda izolasyon nedeniyle %29a yükselebilmektedir. Arap ülkeleri, Güney Hindistan, Mısır ve Türkiye gibi ülkelerde ise bu oran daha da yüksektir. Buna karşılık Avrupa ve Amerikada ise kuzen evliliklerinden doğacak çocukların sakatlıklar, kalıtsal hastalıklar ve zeka özürlü olma durumlarından muzdarip olacakları görüşü yaygındır. Bu nedenle bu ülkelerde bu tip evliliği olan çiftler sıklıkla genetik danışmanlık istemektedirler.
Dr. Serim Timurun “Türkiyede Aile Yapısı” kitabından:
Eş seçiminin, tamamen serbest olduğu ve kişilerin kendi eğilimlerine bırakıldığı toplumlarda, insanların çok azının akrabaları ile evlendikleri sonucu çıkarılmıştır. Türkiyede evli çiftlerin yaklaşık olarak üçte birinin birbirleriyle akraba oldukları görülmüştür (%29.2). Akraba olan eşlerin %80i kardeş çocuklarıdır. Özellikle erkek kardeş çocuklarının birbiriyle evlendikleri görülmektedir.
Akraba olan eşlerin oranı Ankara, İstanbul ve İzmirde %17 iken, diğer kentlerde %19a, köylerde %36ya çıkmaktadır. Kocası akraba olan kadınların %29u amcalarının oğlu, %49u dayı, hala ya da teyze oğlu olmak üzere kuzenleriyle evlenmişlerdir. İkinci kuşak kuzenler arası yani kardeş torunlarının evlenme oranı %5dir. Bunların dışında kalan akraba evliliklerinin, diğer uzak akrabalar arasında yarı yarıya dağıldıkları görülmektedir. Akrabalar arası evliliği, geniş ve ataerkil aile biçimleri pekiştirmektedir. Akrabası ile evli olanların oranı, kuruluştan beri çekirdek aile olan ailelerde %20 iken, ataerkil geniş ailelerde %34e çıkmaktadır. Köylerde bütün aile biçimlerinde akraba evliliği diğer yerleşim yerlerinden daha yüksektir. Bölgeler arası değerlendirmede en düşük oran %20 ile Batı Anadoluda, en yüksek oran ise %37 ile Doğu Anadoludadır. Ancak Batı Anadoluda da ataerkil ailelerde çekirdek ailelere göre oranın yüksek olduğu görülmektedir.
Akraba evliliğinde önemli olan sorun sağlıklı olan bireylerin genlerinde taşıdıkları hastalıkların çocuklarına aktarılmasıdır. Bu açıdan önemli olanlar ise otozomal resesif ve bazı multifaktöryel geçişli hastalıklardır.
İnsan geni, bilinen yüzlerce resesif hastalıktan birine yol açabilecek 6-8 aleli heterozigot olarak taşır. Birinci derece kuzenler arası evliliklerde genlerin 1/8i paylaşıldığında genetik olarak belirlenen hastalık riski %3dür. Söz konusu tehlike aralarında kan bağı bulunmayan ana-babalardan doğan çocuklarda %2dir. Birinci dereceden kuzenler arasındaki evliliklerde kendiliğinden düşük, ölü doğum, prematürite, beyin felci, multifaktöryel durumlarla (doğuştan kalça çıkığı gibi) sık karşılaşıldığı ancak bu insidans artışının düşük olduğu belirtilmektedir.
Hastalıklı genler açısından heterozigotluk oranının çok yüksek olduğu kapalı toplumlarda yapılan evlilikler sonucu hastalık ortaya çıkma riski daha yüksek olduğundan bu tür toplumlarda akraba evlilikleri ayrı bir önem kazanmaktadır. Örneğin; Musevilerde olduğu gibi, akraba popülasyonlarına ait olmaları nedeniyle de yakın akraba olabilirler. Bu nedenle çok sayıda ortak genleri olabilir. Genetik bir hastalık olan Tay-Sachs hastalığı için sağlıklı bir bireyin taşıyıcı bir kişiyle evlenme riski böyle kapalı toplumlarda 1/20 iken, normal populasyonda 1/400 gibi düşük bir orandadır.
Genetik geçişleri daha iyi anlamak için kısaca terimleri açıklayalım:
Genler yani temel kalıtım birimleri, DNA molekülleridir. DNA genetik kodu oluşturur, binlerce gen kromozomlarca taşınır. Bu kromozomlar hücrelerin çekirdeklerinde bulunan çomak benzeri oluşumlardır. İnsanlarda her hücre normal olarak 23 çift halinde 46 tane kromozom taşır. Bunların 22si homolog kromozomdur. Cinsiyet kromozomu olan bir çifti ise bireyin cinsiyetini belirler.
Genler kromozomlar üzerinde lineer dizilmiş ve her bir genin kendine özel bir yeri vardır. Bu yerlerin sayısı ve düzenlenişi homolog kromozomlarda (cinsiyet kromozomları dışındakilerde) birbirinin aynıdır. Homolog yerlerde bulunan genler alel olarak adlandırılır. Her bireyde tüm genler için, herbiri bir kromozom çiftinin tek bir tanesinde yer alan 2 alel vardır. Özel bir gen konusunda bir çift birbirinin aynı alel taşıyan bir kimse homozigot; birbirinin aynı olmayan aleller taşıyan kimse heterozigottur. Eğer bir gen etkisini yalnızca tek bir kromozom üzerinde bulunduğu halde gösterebiliyorsa bu dominant gendir. Resesif bir gen ise etkisini yalnızca bir kromozom çiftinin iki üyesi üzerinde bulunduğunda gösterebilir.

Otozomal resesif hastalıklarda genetik geçişin özellikleri:
1. Bu tür kalıtımda cinsiyet ayrımı yoktur.

2. Sağlıklı ana-babadan doğan çocuk hasta ise hem anne hem de baba taşıyıcıdır (heterozigot).
3. Normal olan ana-babanın çocuklarının ¼ünde hastalık görülmesi, ½sinin taşıyıcı olması, ¼ünün ise genotipik olarak da tamamen sağlıklı olması beklenir.
4. Hasta kişi ile genotipik olarak da tamamen sağlıklı birey evlenecek olursa çocuklarının hepsi taşıyıcı olacaktır.
5. Hastalıklı bireyle, taşıyıcı kişi evlenecek olursa çocuklarının yarısı hasta, yarısı taşıyıcı olacaktır.
6. Taşıyıcılar, fenotipik olarak tamamen sağlıklıdırlar ama hasta genleri bir sonraki kuşaklara geçiren taşıyıcı görevini görürler. Hastalığın nedeni protein eksikliği gibi bir durumsa taşıyıcılar sağlıklı olmakla birlikte çoğu zaman bu protein onlarda da normalin altındadır.
7. Hastalıklı bir çocuğun kardeşlerinde hastalık çıkma riski %25dir ve aile bu tehlikenin her gebelik için aynı olduğunu iyice kavramalıdır. Yani ailenin bir tane hasta çocuğu oldu diye bu risk azalmış değildir.
Burada şunu hemen eklemeliyiz ki; kan bağı olmadan da bu hastalıklar iki taşıyıcı
evlenirse ortaya çıkabilir. Ancak daha önce de belirtildiği gibi, aynı tip hastalıklı genle karşılaşma riski akrabalık olduğunda daha yüksek olacağından, özellikle ailesinde otozomal resesif geçişli hastalık bulunan bireylerin mutlaka genetik danışmanlık almaları ve yakın akrabası ile evlenmiş olmaları durumunda ortaya çıkacak tehlikeler hakkında bilgilenmeleri gerekmektedir.
Bu hastalıklardan en çok rastlananı kistik fibrozistir ve ortalama sıklık 2000 de 1dir. Kistik fibroziste etkilenen en önemli organlar epitel yapılardır. Dokuların salgı, solunum ve emilim özellikleri bozulur. Buna bağlı pulmoner komplikasyonlar, gastrointestinal sistem komplikasyonları ortaya çıkar. Kistik fibrozis vakfı hasta kayıt bölümü bilgilerine göre kistik fibrozisli hastaların yaşam süresi ortalama 27 yıldır.
Fenilketonüri; özellikle beyni etkileyen bir hastalıktır. Türkiyede fenilketonüri sıklığı 5000 de 1dir. Fenilalaninin tirozin hidroksilasyonundaki enzim defekti sonucu fenilalanin yıkılamaz ve hastalık oluşur. Erken tanıyla fenilalaninsiz diyet ile normal zeka düzeyine erişilebilir. Yenidoğan döneminde fenilketonüri taraması, ülkemizde Sağlık Bakanlığına bağlı kuruluşlarda rutin hizmetler arasında verilmektedir. Doğumdan sonraki 5-10 gün içinde birkaç damla kan ile basit ve ucuz bir yöntemle (Guthrie testi) hastalık saptanabilir.
Talasemi major; özellikle Akdeniz Bölgesi’nde taşıyıcılığı yüksek bir kan hastalığıdır. Hemoglobindeki defekte bağlı gelişir. Etnik gruplarda talasemi trade oranı %3-5dir. Anemi ağırdır, büyüme geri kalır ve kalp yetmezliği gelişir. Tedavi ile 40 yaşa kadar yaşam uzatılabilir. Son yıllarda ülkemizde evlenmek üzere olan çiftlerde evlilik öncesi taşıyıcılık için taramalar yapılmaktadır.
Sonuç olarak; Ülkemizde yüksek oranda görülen (yaklaşık %25 oranında) akraba evlilikleri için, genetik danışma hizmetinin sağlık hizmetleri içinde, özellikle de birinci basamak sağlık hizmetleri içinde kurgulanması uygun bir yaklaşım olacaktır.
Hazırlayan: Dr. Ersin Uskun
Süleyman Demirel Üniversitesi Tıp Fakültesi Halk Sağlığı Anabilim Dalı

yuzdeki hassaslik temasin rahatsizlik vermesi

Thursday, May 29th, 2008

merhabalar, benim yaklaşık 4 aydır yüzümde aşırı hassasiyet var. Saç telinin teması aşırı rahatsız ediyor.Günün her saatinde aynı yoğunlukta olmuyor.psikolojik bir rahatsızlık mıdır? Önereceğiniz başka bir branşa bu şikayetle gidebilir miyim? Teşekkür ederim. İyi çalışmalar.

anlattıklarınız psikolojik olabilir ama birde trigeminal nevralji riskine karşı bir nöroloji uzmanıyla görüşmenizi isteyebilirim,saygılarımla..

regli den sonra cok agri cekme adet sonrasi agri ve kasilmalar tedavi yontemi

Thursday, May 29th, 2008

i günler doktor hanım benım sorum şu yaklaşık 10 aydır spiralle korunuyom reglki başlangıcımda hafif ağrılar olurdu kasık bölgemde doğal olarak şimdi regliyim 4. günüm ilk 3 gün kasıklarımda ağrı oldu fazlaya yakın bi ağrı şu anda yok spirallden şikayetim bu 10 ay içinde olmadı sizce spirallin kayma gbi bi durumu oabilirmi fakat şu anda hiç ağrım yok sezeryan olduğum için gaz sancısıda olabilirmi şimdiden sağolu n

anlattklarınıza göre regl dönemleriniz ağrılı olduğundan spiralın bunda bir suçu olmadığını söyleyebilirim.ayrıca şişkinlik hissiniz varsa gaz sancısı olma ihtimali daha fazla,saygılarımla..

Cok gec orgazm oluyorum sebebi nedir? gec bosalma gec orgazm olma

Wednesday, May 28th, 2008

28 yaşındayım.çok geç orgazm boşalmam oluyor.acab bu bi rahatsızlıkmıdır.bazen eşimle sorun oluyor bu durum.

orgazm süresi kişiye göre ve eşinizle uyumunuza göre değişebilir. bunun için bir danışmana baş vurup sorununuzu ayrıntılı değerlendirmeniz gerekir . iyi, günler

el kasinmasi el terlemesi sebebi nedir tedavi yontemi varmidir?

Wednesday, May 28th, 2008

ellerimin içi ve dışı bağzen kızarıyor,yanıyor ve kaşınıyor bunun sebebi nedir merak ediyorum? şimdiden size teşekkür eder saygılarımı sunarım

 

 

muhtemel heyecan sıkıntı stresste sempatik sinir sistemini aşırı deşarjında olan doğal bir problemdir. sorun etmemelisiniz. iyi günler

Agiz yaralari agiz icinde cikan yaralar hakkinda soru

Tuesday, May 27th, 2008

iyi günler ,bir konuda bilgi almak istiyorum.bugün hastaneye gittim,ağız yaraları için.doktorum nasacort sprey verdi. bu ağıza sıkılarak kullanılabiliyormu, prospektüste alerjiler için yazıyor. bir de boğazımda hafif bir şişlik vardı, Arthrotec 50mg diye bir ilaç daha yazdı, bunu onun için mi yazdı bilmiyorum, ama eczacı ağrıkesici dedi o ilaçtan ötürü, onunda prospektüstünü okudum ancak hiç birşey anlamadım, ve aşırı derecede çok yan etkisi var. Arthrotec tam olarak ne ilacıdır?iyi çalışmalar

ağız içi yaralarınız için verilen nasocort sprey steroidli bir preperat olduğundan ağız içine sıkarak kullanabilirsiniz.arthrotec ise romatizmal ağrılarda kullandığımız nsai grubu bir ağrı kesici ve inflamatuvar ağız içi yaralarda kullanabilmekteyiz.geçmiş olsun.saygılar

Yeni dogmus bebek ucaga kac aylik iken binebilir? ucaga binmesinde bir sakinca var mi?

Tuesday, May 27th, 2008

29+1 haftalık hamile iken doğum yaptım.Şu anda kızım 3 aylık.Uçağa binmesinde sakınca var mı ?Eğer varsa kaç aylık olduktan sonra binmeye başlayabilir?

öncelikle hayırlı olsun.bebeğinizin herhangi bir sağlık problemi yoksa uçağa binmesinde bir sakınca olmadığını söylelebilirim.

radyasyon olan ortamda bulunmak

Sunday, May 25th, 2008

Selamlar. Eşim haftada 4gün 5-6saat işi gereği hastanede (gerekli kurşun giysilerle) radyasyon olan ortamda bulunuyor. 178 boyunda ve 58kg. Sigara kullanıyor, meyve-sebze az yiyor, iştahsız ve zayıf. Sürekli yorgunluk hissediyor ve sürekli uykusu geliyor.Sıkma portakal suyu,ballı süt,polen,balıkyağı tableti gibi takviyelerle kilo almasına ve dinç hissetmesine yardımcı olmak istiyorum. Hep uyumak istemesinin radyasyonla bir ilgisi varmı, ne tür beslenme burdan aldığı zararlı etkiyi azaltacaktır?

iyi günler, eşinizin protein ve kalsiyum yönünden zengin beslenmesi, sebze ve meyve yemesi özellikle sigara içtiği için c vit. alması gerekmektedir. uygun şartlarda çalıştığı için radyasyonun olumsuz etkileri nedeninden ziyade beslenme bozukluğundan şikayetlerinin kaynaklandığını düşünüyorum. hemogram, fe , b12, folik asit, çinko, magnezyum yönünden tetkiklerini yaptırmanız faydalı olacaktır. sağlıklı günler
Uz.Dr.Nil ÇETİNKAYA TİRYAKİ

eXTReMe Tracker